Haberin Özeti
Basın meslek örgütleri, basın özgürlüğüne yönelik son baskılara karşı Türkiye ve Kuzey Kürdistan'daki 10 kentte eş zamanlı eylem düzenledi
Eylemler "Sansüre hayır, habere özgürlük!" sloganıyla İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır, Van ve Adana gibi kentlerde yapıldı
Gazeteciler, erişim engellerini, Halk TV'ye kayyum atanmasını ve gazetecilerin tutuklanmasını protesto etti
Eylemlere DEM Parti, CHP, İYİ Parti ve DEVA'nın da aralarında bulunduğu çok sayıda siyasi parti destek verdi
Basın meslek örgütleri, gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve ev hapsi kararları ile medya kuruluşlarına kayyum atanmasına karşı bugün Türkiye ve Kuzey Kürdistan'daki 10 kentte "Sansüre hayır, habere özgürlük!" sloganıyla eş zamanlı eylemler düzenledi.
Öne Çıkan Açıklamalar ve Dikkat Çeken Konular
Tepkinin nedeni
Eylemlerin gerekçesi, son dönemde basına yönelik üç gelişme: çok sayıda haber sitesine farklı gerekçelerle erişim engeli getirilmesi, TELE1'in ardından Halk TV'ye de TMSF tarafından kayyum atanarak yayınının durdurulması ve sosyal medya hesaplarının engellenmesi, ayrıca gazetecilerin gözaltına alınması ve tutuklanması.
Ortak çağrı
Eylem çağrısını Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), DİSK Basın-İş, Gazeteciler Cemiyeti, Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) ve Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) birlikte yaptı.
Kentlerde eylemler
İstanbul'da eylem saat 13:00'te başladı, Adana'da da gazeteciler bir araya geldi. Ankara'da saat 14:00'te Kolej Meydanı'nda toplanan gazeteciler Sakarya Caddesi'ne yürüdü. Yürüyüşe DEM Parti, CHP, İYİ Parti, DEVA, Saadet, TİP, TKP ve EMEP de katıldı. Diyarbakır'da saat 14:00'te adliye önünde toplanılarak yürüyüş yapıldı. Van'da ise Sanat Sokağı'ndan başlayan yürüyüşün ardından kent meydanında basın açıklaması yapıldı. İzmir ve Antalya'da da yürüyüşler düzenlendi, Eskişehir, Bursa ve Kocaeli'de eylemler eş zamanlı olarak yapıldı.
Bilgilerinize
Halk TV'ye 14 Ekim'de polis operasyonunun ardından TMSF kayyum olarak atanmış ve kanalın yayını durdurulmuştu. Televizyon kanallarına kayyum atanması ve araştırmacı gazetecilerin tutuklanması, muhalif sesleri susturma ve bağımsız haberciliği bastırma girişimi olarak değerlendiriliyor. Basın meslek örgütlerinin birliği ve siyasi partilerin geniş desteği, haber alma özgürlüğünün toplumda kırmızı çizgiye dönüştüğünü gösteriyor.
