Müslüm Doğan: CHP Kaça Bölünürse Bölünsün Çözüm Süreci Yürüyecektir
Sidar Basut
Eski Kalkınma Bakanı ve tecrübeli siyasetçi Müslüm Doğan’la, CHP’de yaşanan "mutlak butlan" krizi, parti içindeki çift başlılık iddiaları ve Türkiye’nin gündemindeki yeni "çözüm süreci" başlıklarını konuştuk. Doğan, CHP'deki kayyum ve yargı krizini "iktidarı engelleme operasyonu" olarak nitelendirirken, parti içi liderlik yarışını "oligarşik bürokrasinin geri dönüşü" olarak yorumladı. Çözüm sürecinin ise bölgesel dinamikler nedeniyle durdurulamaz bir devlet aklı projesi olduğunu vurguladı.
"CHP’ye Yönelik Müdahale, İktidar Yürüyüşünü Engelleme Operasyonudur"
Sayın Doğan, CHP’de yaşanan 'mutlak butlan' kararı ve sonrasındaki polis müdahalesi parti açısından bir ilk. Yargının ana muhalefet partisinin kongre iradesine bu derece müdahale etmesini hukuki bir zorunluluk mu, yoksa siyasi bir dizayn operasyonu mu olarak görüyorsunuz?
CHP’de son dönemde yaşananlar, partinin kurumsal kimliğine ve tarihi birikimine yönelik açık bir saldırıdır. Bu saldırı, kaynağını "mutlak butlan" denilen, siyasi tarihte eşi benzeri görülmemiş hukuksuz bir yargı kararından almaktadır. Ana muhalefet partisine yönelik bu müdahalenin tek bir anlamı vardır: CHP’nin iktidar yürüyüşünü engellemek.
Siyasi partiler tarihine baktığımızda hukuken sakatlanmış birçok kurultay süreci görürüz. Ancak geleneksel olarak bu durumlar denetleyici kurumlar tarafından partilerin kendi iç hukukuna havale edilirdi. Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo ise tamamen dışarıdan bir dizayn etme operasyonudur. Tabii bu aşamaya nasıl gelindiğini anlamak için, sürecin öncesindeki gelişmeleri de çok iyi okumak gerekiyor.
"CHP’nin Bu Kaostan Tek Parça Çıkma Olasılığı Zayıf"
Bir tarafta mahkeme kararıyla görevine geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu, diğer tarafta Meclis grubunu ve delege çoğunluğunu arkasına alan Özgür Özel var. Bu çift başlılık, Temmuz 2026’daki seçime girememe riskiyle birleştiğinde, CHP bu kaostan tek parça çıkabilir mi?
CHP, neredeyse Cumhuriyet’le yaşıt, kurumsallaşmasını tamamlamış nadir yapılardan biridir ve mevcut sistemin kurucu partisi olma özelliğini taşımaktadır. Ancak gelinen noktada, partinin önündeki hukuki riskler ve liderlik çekişmesi çok derin. Bu karmaşık yapı ve yaklaşan seçime girememe riski göz önüne alındığında, CHP’nin bu kaostan tek vücut, bölünmeden çıkma olasılığını maalesef zayıf görüyorum.
"Kılıçdaroğlu’nun 'Arındırma' Söylemi Tasfiyeciliği Gizleme Çabasıdır"
Kemal Kılıçdaroğlu’nun geri dönüşüyle birlikte başlattığı 'partiyi kirlilikten arındıracağız' söylemini nasıl okuyorsunuz? Sizce bu söylem parti içi bir tasfiyenin habercisi mi?
Bunu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun bürokratik aklının getirdiği bir gerileme dönemi olarak okuyorum. Kılıçdaroğlu’nun kafasındaki oligarşik-bürokratik yapıyı yeniden parti içinde vücuda getirme çabasıdır bu. Sözde "temiz toplum yaratma çabası" olarak sunulan bu söylem, aslında tabandaki "mutlak butlan" ve kayyum tepkilerini unutturma stratejisinden ibarettir.
İnsana sormazlar mı; daha önce neredeydiniz? Geçmişin kötü örneklerinin kokusu hala ortadayken, bugün ortaya konan "arındırma" sözü inandırıcılıktan uzaktır. Bu söylem, parti içi sert bir tasfiyeciliği gizleme çabasıdır.
"Kürt Meselesinin Çözümü Bir Devlet Projesidir, Engellenemez"
Türkiye, Abdullah Öcalan’ın mesajları ve Devlet Bahçeli’nin çıkışlarıyla yeni bir 'çözüm süreci' iklimini tartışıyor. CHP’nin kendi içine gömülmesi ve bu derin krizi yaşaması, iktidarın Kürt meselesindeki adımlarını nasıl etkiler? Muhalefetsiz bir çözüm süreci mümkün mü?
Bugün "Terörsüz Türkiye" olarak ifade edilen demokratik toplum ve barış arayışı, bir devlet projesidir ve devlet aklının ulaştığı son noktayı temsil etmektedir. Ülke ekonomisine, insan kaynaklarına ve doğasına bugüne kadar ağır bedeller ödetmiş bir sorunun, müzakere yoluyla çözülmeye çalışılması ülkemiz için çok büyük bir fırsattır.
Jeopolitik veriler ve Ortadoğu’nun mevcut reel politiği, Türkiye’nin yaklaşık iki trilyon ABD doları harcadığı ve on binlerce insanını kaybettiği bu çatışma sürecinden hızla çıkmak zorunda olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
CHP, geçmişte bu sürece tam destek vererek Kürt meselesinin çözümüne zaten olumlu katkı sunmuştur. Bu saatten sonra CHP kendi içinde kaça bölünürse bölünsün, bu devlet aklıyla yürütülen süreç aksamadan devam edecektir. Hatta iddia ediyorum; kriz bittiğinde oluşacak her CHP parçasının da bu sürece destek vermesi kaçınılmaz olacaktır.
3 saat önce