Çerçeve Yasa Neden Çerçeve “Tasa”ya Dönüştü!

Kanal8 2 saat önce

Sidar Basut Ankara

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 2024’te DEM Parti grubunu tokalaşarak selamlamasıyla başlayan süreç, kamuoyunun gündemindeki yerini koruyor.

Süreci yakından takip eden bir gazeteci olarak; daha önce gerçekleştirdiğim röportajlar ve kamuoyuna yansıyan beyanlar ışığında, resmi açıklamalar ile sahadaki ve masadaki aktörlerin söylemleri arasındaki kimi farkları bu yazıda ele aldım. "Çerçeve Yasa"da sona doğru yaklaşılırken, kamuoyunda oluşan soru işaretlerinin arka planını ve görünmeyen çelişkileri bu veriler üzerinden anlatmaya çalıştığım yazıyı elimden geldiğince objektif bir şekilde aktarmaya çalıştım.

Yazıma, Güleryüz’ün açıklamasıyla başlamak istiyorum. DEM Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahfuz Güleryüz Komisyon raporu dahil çerçeve yasa konusunda Channel8’e yaptığı açıklamada Öcalan’la devlet arasında 27 Martta bir uzlaşı sağlandığını söylüyor. Güleryüz konuşmasının devamında şunları söylüyor: “Sayın Öcalan’la yapılan son görüşmelerin olumlu geçtiğini biliyoruz. Hatta 27 Mart’taki görüşmede, üzerinde uzlaşı sağlanan bir mutabakat metni oluştuğunu da biliyoruz. Bu metnin hükümet tarafından bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini öğrendik. Nitekim son dönemde yapılan açıklamalar da bu yöndeydi.
Özellikle komisyonun öne çıkardığı 6. ve 7. maddelerin bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. Aslında bunlar, komisyonun ortaya koyduğu yol haritasının önemli başlıklarıdır. Anlaşılan o ki, devlet ile Sayın Öcalan arasında yürütülen görüşmelerde de bu konuda bir mutabakat bulunuyor.”

Peki Güleryüz’ün dediği gibi ortada bir uzlaşı varsa neden süreç bu kadar uzadı? Kimi kaynaklar Öcalan’la yapılan uzlaşının Ak Parti eliyle değiştirildiğini ve gerçeği yansıtmadığını söylese de, bu noktada Ak Parti Milletvekili Galip Ensarioğlu Channel8’e yaptığı açıklamada şunu söylemişti: “Birileri siyaseten bir mesaj vermek istiyor kendi tabanına ve düştüğü zor durumdan çıkmak istiyor” Durum böyle açıklanabilir mi? Nitekim Ensarioğlu konuşmasının devamında şunları söylüyor: “Süreç planlandığı gibi yürüyor. Hiçbir olumsuzluk şuana kadar yok. Dışarıda konuşulanlara bakmayın, birileri siyaseten bir mesaj vermek istiyor kendi tabanına ve düştüğü zor durumdan çıkmak istiyor. Birileri de iktidarı suçlamak ister, birileri de bundan nemalanmak ister. Kimi de bu iş bozulsun ister, çünkü siyasetini bunun üzerine kuran ırkçı partiler de var.”

Metin Kim veya Kimler Tarafından Biliniyor?

İktidar kanadından gelen "sorun yok" mesajlarına rağmen sahadaki ve masadaki aktörlerin beyanları başka bir tablo çiziyor.
Medya Haber’de gazeteci Erdal Er’in sorularını yanıtlayan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Meclis’e sunulması beklenen yasa taslağının henüz kendilerine ulaşmadığını açıkladı. Öcalan’ın taslağı eksikliklerine rağmen "bir başlangıç ve kapı açıcı bir adım" olarak değerlendirdiğini aktaran Karasu, dikkate değer bir ayrıntıya işaret etti: Taslağın Kandil’e veya DEM Parti’ye ulaşma biçimi…

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan da Channel8’e yaptığı açıklamada, çerçeve yasa metninin Öcalan’a DEM Parti veya resmî İmralı heyeti üzerinden ulaştırılmadığını teyit etti. Karasu’nun da ifade ettiği gibi, DEM Parti İmralı Heyeti dışında "zaman zaman işleyen alternatif bir kanal" üzerinden bilgilendirme yapılıyor. Bu durum, "Süreçte İmralı Heyeti’nin bypass edildiği bir başka bir heyet mi var?" sorusunu haklı olarak akıllara getiriyor. 

Ak Parti Sözcüsü Ömer Çelik son MYK toplantısı sonrasında şu açıklamalarda bulunmuştu:

"Sıkılı yumruklarla konuşma zamanı değil, el sıkışarak konuşma zamanıdır. Bugün geldiğimiz noktada, yasal zemini oluşturacak güçlü bir mutabakatı el sıkışarak sağlayabilirsek, yarın tarihin yeni ufuklarına da kol kola yürüme imkanı bulacağız."

Ömer Çelik "el sıkışma" vurgusu yaparken, yasa tasarısının henüz muhataplarıyla patlaşılmaması da pek çok soru işaretini beraberinde getiriyor.

Sonuç olarak; 15 maddeden oluşması ve Ağustos ayı başında Meclis’e gelmesi beklenen bu geçici düzenleme birbiriyle çelişen beyanlar üzerinden yürütüldüğü sürece; tarafların ve toplumun gözünde bir "çerçeve yasa" olmaktan çıkıp bir "çerçeve tasa" olmaya devam edecek gibi görünüyor. 

Ancak tüm bu kaygılara, belirsizliklere ve soru işaretlerine rağmen toplumun neredeyse bütün kesimlerinin ortaklaştığı bir nokta var: Siyasetin artık silahların gölgesinde değil, tamamen legal siyaset zemininde devam ettirilmesi.

Kanal8

2 saat önce